Arıkbaşı Adige (Çerkes) Köyü

Dogum : Kenan GÜZEY

Posted in Köyden Haberler by arikbasi on 08/02/2010

Köy halkımızdan Burhan & Ayşe çiftinin ”Kenan ” ismini verdikleri  2. oğulları olmuştur.  Burhan & Ayşe çiftini , Güzey sülalesini tebrik ederiz…  Allah Kenan a mutlu huzurlu ve saglıklı uzun ömürler verir İşallah.. Allah Analı – Babalı Büyütsün…

Şununla etiketlendi:

Vefat Hikmet ÖZKESER

Posted in Köyden Haberler by arikbasi on 07/02/2010

Köy halkımızdan Nepsev Hikmet ÖZKESER 06 Şubat günü vefat etmiştir.  Ailesine ve sevdiklerine sabır diliyoruz.  Allah Rahmet eylesin başımız Sağ olsun..

Şununla etiketlendi:

İkinci ‘Çerkesiyat’ Amman’da olacak

Posted in Genel by arikbasi on 02/02/2010

Amman/Ajans Kafkas – Soykırım topraklarında icra edilecek 2014 Soçi Olimpiyat Oyunları’na paralel olarak Çerkeslerin düşündüğü Çerkesiyat 2012’ye (Dünya Çerkes Olimpiyatı) Ürdün’den bu kez posta değil davet var.

Ürdün’de Kraliyet Gençlik Derneği binasında düzenlenen tanıtım toplantısında Kafkasya Adıge Dostları Başkanı Ruhi Şhaltukh’un Soçi olimpiyatlarını meşrulaştıracağını öngörerek Çerkesiyat 2012’ye hayır dediklerini açıkladıktan sonra girişimin Ürdün diasporasından ciddi destek gördüğüne dair bir haber geldi. Girişimin temsilcilerinden tarihçi Sufyan Jemukhov, Ürdün Çerkeslerinin Nalçik’te yapılması öngörülen Dünya Çerkes Olimpiyatları’na destek vermekle kalmayıp ikinci Çerkesiyat’ın 2016’da Ürdün’de yapılmasını istediklerini söyledi.

Jemukhov, 13 Ocak’ta başkent Amman’daki ‘Ehl-i Kulüp’ adlı Çerkes spor kulübünde düzenledikleri tanıtım toplantısında ‘Çerkesiyat 2016’nın Ürdün’de yapılması önerisine oy birliği ile destek verildiğini belirtti.

Jemukhov “Amman ziyaretimize bağlı kendimize üç görev belirlemiştik. Birincisi Ürdünlü Çerkeslerle Nalçik’te yapılacak birinci Çerkesiyat’ın ardından ikinci Çerkesiyat’ın 2016’da Ürdün’de yapılması. İkincisi Ürdün’de ‘Çerkesiyat’ adıyla ilk spor kulübünün açılması, tüm Çerkes dünyasında spor kulüpleri ağının oluşturulmasına buradan başlanması. Üçüncüsü projemize ilk Çerkes uydu televizyonu Nart-TV’yi partner yapmak. Tüm üç görev de çok sayıda görüşme ve müzakereden sonra yerine getirildi” dedi. Ürdün Çerkeslerinin oy birliğiyle Çerkesiyat fikrini desteklediğini belirten Jemukhov’a göre, Ürdün Çerkes Topluluğu Başkanı İshak Mola görüşmeyi açarken Ürdün Çerkeslerinin Çerkesiyat-2012’de başarılı şekilde temsil edileceğine inandığını ifade etti. Mola bu konuşmayla yetinmeyip Çerkesiyat 2016’nın Amman’da yapılmasına imkan verecek bir dizi girişimde de bulundu. Toplantıda Ürdün’ün eski spor bakanı ve Arapça olarak sekiz ciltlik Adıge Ansiklopedisi’nin yazarı Muhamedhayr Mamsir de “2012’de tüm 12 daldaki sporda uzmanlaşamasak dahi Çerkesiyat’ı gerçekleştirmek zorundayız. Uzmanlaşamayacak olduğunuz dallar konusunda bize görev verin, biz yapalım” diye konuştu. Ürdün’ün eski olimpiyat başkanı Mamsir, Çerkesiyat organizatörlerinin Uluslararası Olimpiyat Komitesi ile iyi bir işbirliği yapabileceğine inandığını kaydetti.

Ürdün’ün yine eski spor bakanlarından Sagid Şukum da Çerkesiyat kulüp ağının kurulmasının önemli olduğunu belirterek, “Çerkesler bedenen güçlü oldukları için zamanında Ürdün devletinin inşasında yardımcı oldular. Çerkesiyat’a katılmak tüm Çerkes dünyasındaki her gencin hayali olsun” dileğinde bulundu. Gençlik konusunda çalışmalarıyla tanınan Baker Azoko da “Çerkesiyat Çerkes gençliğinin aktifliğine öncülük edecek. Ve politik nedeni olmadan yürütülesi lazım. Biz, gençlerin faydalı başlangıçları ve faydalı amaçları kullanmasını istiyoruz” dedi.

Çerkes aktivist Kamal Mirza da sadece yaz değil kış Çerkes oyunlarının düzenlenmesini teklif  ederek “Eğer bu konuya açık bir düşünce ile yaklaşırsak Çerkesiyat’ın düzenlendiği bölgeler için büyük ekonomik anlamı olacak” dedi.

Jemukhov, Çerkesiyat’ın diğer öncüsü Aleksey Bekşokov ile birlikte Ehl-i Kulüp başkanı ve Ürdün’ün rugby şampiyonu Yahya Bişa ile de projeyi görüştü. Jemukhov kulübün adının ‘Ehli Çerkesiyat Kulüp’ olarak değiştirilmesi konusunda anlaşmaya vardıklarını belirterek “Bu, tüm dünyada Çerkesiyat spor kulüpleri ağının oluşturulması için önemli bir başlangıç, tarihi bir an” diye konuştu. Amman’da 1944’de Çerkesler tarafından kurulan Ehl-i Kulüp, Ürdün tarihinin ikinci spor kulübü.

Nart-TV yönetimi ile de kanalın Çerkesiyat 2012’in resmi partneri olmaları konusunda bir işbirliği anlaşması imzalandı. Nart TV temsilcisi Mustafa Nagudc “Nart-TV birkaç uydu aracılığıyla Çerkeslerin toplu olarak yaşadıkları yerlere yayın yapan ilk uydu kanalı. Bu işbirliğinin her iki partner için de karşılıklı faydalı olacağını düşünüyorum, özellikle de bizim genç uydu kanalımız için” dedi.

Ürdün Çerkes Hayır Topluluğu kadın kolları temsilcileriyle de Çerkesiyat’ın hazırlıkları konusunda işbirilği yapılması konusunda bir mutabakat zaptı imzalandı. Girişimin sahipleri senatör Janet Mufti ile de görüştü.

Kraliyet Gençlik Derneği’ndeki tanıtım toplantısında ise Kafkasya Adıge Dostları Başkanı Şhaltukh, Soçi’deki olimpiyatlarla bağlantılı hiçbir taahhütleri olmayacağını belirterek “Vatanımızın bağımsızlığı için hayatını verenlerin anısına hakaret eden veya kahramanlarımızın kemikleri üzerinde oyunlar düzenlenmesi isteğini haklı çıkarmaya çalışan bir şeyi destekleyemeyiz” demişti. Şhaltukh, neden Çerkesiyat fikrinin özellikle bugün Soçi 2014 Olimpiyat Oyunları çerçevesinde gündeme getirildiğini sorarak “Adıge halkının çıkarlarının korunması için başka metotlar olduğunu düşünüyoruz” diye konuşmuştu

Şununla etiketlendi:, , ,

J. Vyaçeslav: Diaspora ile İlişkilerimizi Güçlendireceğiz

Posted in Genel Haberler by arikbasi on 01/02/2010

Adığe Cumhuriyeti Basın-Yayın,Ulusal Sorunlar ve Diaspora ile İlişkiler Komitesi Başkanı Jaçemuk Vyaçeslav gündemdeki konular üzerine basın mensuplarının sorularını cevapladı.

-Sayın Vyaçeslav, diasporada yaşayan hemşehriler ile her alanda iyi ilişkiler kurulması RF’nun günümüz devlet politikasında büyük önem verdiği konulardan biri. Diasporada yaşayan soydaşlarımız ile bu şekilde iyi ilişkilerimiz olmasın için hangi yasal çerçeveden yararlanıyoruz? Komite çalışmalarından hangi alanları vurgulamak istersiniz?

-Diasporada yaşayan hemşehrilerimizle iyi ilişkiler kurmamızda temel hukuki dayanağımız RF Anayasası, “RF’nun dışarıda yaşayan hemşehrilerle ilişkiler üzerine devlet politikası” konulu federal kanun, RF Hükümetinin bu alanda aldığı karar ve yayınladığı genelgelerdir. Şuanda, dışarıda yaşayan Rusya hemşehrileri ile ortak çalışmalar yapılması için 2009-2011 yıllarını kapsayan federal program uygulanmaya devam ediyor.

RF devlet politikasında öncelikli konu, Rusya’dan göç eden ve sayıları çok olan etnik Rusyalılar ile yapılan çalışmaları güçlendirmektir. Toplumun ekonomisinin, kültürünün ve diğer alanlarının geliştirilmesinde diaspora potansiyelinden faydalanmada bu politikanın dünya pratiğine uygun olduğunu belirtelim.

Diasporada yaşayan RF vatandaşlarının hak ve özgürlüklerinin korunması; dillerini, kültürlerini, ulusal örf-adetlerini korumalarında onlara yardım sağlanması ve vatanlarıyla olan ilişkilerinin uluslar arası hukuk normları çerçevesinde daha da sağlamlaştırılması RF devlet ulusal politikasının en çok önem verdiği konular arasında yer alıyor.

RF’nun 2009-2011 yıllarında diasporada yaşayan hemşehrileri ile yapacağı çalışmaları içeren program Rusya Hükümeti tarafından 10 Kasım 2008’de kabul edildi. Program kapsamında enformasyon alışverişi, eğitim, kültür alanlarındaki ilişkilerde yalnızca Rusça konuşanlar için değil, Rusya’da yaşayan halkların dilleriyle konuşanlarında faydalanacağı çalışmaları birlikte yürütecekler. Bu, çok sayıdaki diaspora ile ilişkiler ve onların aktif önem ve rollerinin öneminin yönetim tarafından anlaşıldığını gösteriyor.

2008 yılı sonunda AC Başkanı Thakuşıne Aslan ve RF hükümeti tarafından planlandığı üzere, Adığey’de ilk kez “diasporada yaşayan hemşehrilerle ilişkilerin geliştirilmesi ve sağlamlaştırıması” konulu hedef program kabul edildi ve bu program 2009-2011 yıllarını kapsıyor.

Daha önce Adığe Cumhuriyeti’nin diaspora  Adığeleri ulusal kültür merkezleri (dernekler)ile bağlantıları vardı. Bu merkezler, Adığe kültürü festivalleri düzenliyorlar, diaspora Adığelerinin dil ve kültürlerinin korunmasına yönelik yaptıkları çalışmalara anavatanda yaşayanları da davet ediyorlar ve ekonomik çalışmalarda da ilişkileri daha güçlendiriyorlar. Şimdi bu programın kabulüyle, AC ve Adığe diasporası ilişkileri daha iyi bir seviyeye yükselecek.

Programın ana görevi; Diasporada yaşayan hemşehrilerimize fayda sağlayacak çalışmalar düzenlenmesi, kültür, eğitim, ekonomik ilişkilerin ve diğer ilişkilerin daha da sağlamlaştırılması, aynı şekilde RF Anayasası çerçevesinde ve RF’nun yaptığı uluslar arası anlaşmalara uygun olarak diasporada kurulmuş organizasyonları desteklemektir.

Bu hedefler çerçevesinde yapılacak çalışmalar belirlendi, çalışmalar 7 gruba ayrıldı, bunların içinde; çeşitli organizasyonlar, ekonomi, etiğim, kültür ve spor alanlarında yapılacak çalışmalar, enformasyon paylaşımının geliştirilmesi, basım-yayın çalışmaları yer alıyor.

Planlanana göre, büyük kültürel ve kitlesel etkinlikler düzenlenecek,

-AC devlet dans topluluklarına yönelik video filmler çekilerek soydaşlarımızın toplumsal örgütlerine dağatılacak,

-Uluslar arası gençlik değişim organizasyonları yapılacak,

-Diaspora Adığelerinin çocukları, öğrencileri için sanat, edebiyat ve metodik ders kitapları hazırlanıp basılacak, 

-Diasporada yaşayan soydaşlarımızın daha çok ilgilendikleri spor branşlarında, Adığey’de uluslar arası müsabaklar düzenlenecek. Benzeri başka organizasyonlar da planlamada yer alıyor.

Bütün bu çalışmalar için harcanacak 3 milyon 714,7 bin Rublelik (Yaklaşık 130 bin dolar) finansman desteği AC cumhuriyet bütçesinden karşılanacak.

Program çerçevesindeki çalışmalar tamamlanınca, diasporada yaşayan soydaşlarımızın AC Hükümetine olan bakış açıları değişecek. Diaspora Adığeleri AC’nin kültürel, ekonomik, yaşam ve diğer alanlarına daha çok katılmaya başlayacaklar. Enformasyon ilişkileri daha da genişletilerek haber alışverişi yapılacak. Bu sayede; anavatanda olan-bitenler hakkında diaspora soydaşlarımız daha çok bilgi sahibi olacaklar ve soydaşlarımızın tarihi anavatanlarına verdikleri değer artacak.

Soydaşlarımız geleceklerini yaşadıkları ülkelere bağlamış olmaları ve içlerinden anavatana döneceklerin sayısının çok olmadığından; onların, dünyada gönüllü elçilerimiz olmaları, halklar arası işbirliği ve barışın tahsisi ve ülkemizin ekonomik gelişimi için çalışmalarını sağlamak gerekiyor.

AC Başkanı ve Bakanlar Kurulu, cumhuriyetimizin turizm potansiyeli ve mineral hammadde kaynaklarından yararlanmak için anlaşma yapılacak ortaklar bulunmasına büyük önem veriyorlar.

Adığey iş çevrelerinin yabancı ortaklarla çalışma tecrübeleri var. Şuanda yabancı yatırımın olduğu 30 ortak işletme Adığey’de iş yapıyor. Bunlardan 10’u Türk firması.

Adığeyde parlamento tarafından yabancı yatırımcıların çıkarlarının korunması ve olara uygun çalışma atmosferinin sağlanması için gerekli yasal düzenlemeler yapılmıştır.

-Bir yıldır uygulanan hedef programın ne gibi sonuçları oldu?

-AC Başkanı girişimiyle ayrılan finansman çerçevesinde, Komite ve devletin diğer organları tarafından planlanan çalışmalar gerçekleştirildi. Bunlar “Ulusal Bilinç” adlı çocuk ve gençler arası cumhuriyet resim yarışması, Türkiye diasporasından Çerkes bilim adamlarının da katıldığı “19. Yüzyılda Adığeler(Çerkesler): Savaş ve Barış Sorunları” konulu uluslar arası yuvarlak masa toplantısı,Rus-Kafkas savaşında hayatını kaybedenleri anma gününe yönelik sanat eserleri sergisi,  AC Ulusal Müzesinde diaspora Adığelerine yönelik açılan sergi, Rus-Kafkas savaşının sona ermesinin 145. Yılı üzerine gençlik politika kulübü toplantısı, “Adığey Yıldızları” adlı uluslar arası çocuk ve gençlik sanat festivali, AC Devlet Halk Dansları Topluluğu İslamey’in video-filmleri hazırlandı(2000 adet), bunlar diasporada yaşayan soydaşlarımızın toplumsal örgütlenirine dağıtılacak.

Diaspora Adığelerine cumhuriyet ve RF’nun yaşam şartları hakkında objektif bilgi sağlamak için yapılan çalışmalar:

-Komitemiz diasporada yaşayan soydaşlarımıza yönelik radyo yayınları yapıyor.

-2009 yılında Adığe Makh gazetenin internet sitesinde Adığece yayınlanmasıyla, Türkiye’deki ve yakın doğudaki Adığe diasporası temsilcilerinin anavatanlarındaki enformasyonu direk almaları sağlanıyor. Ayrıca Adığe halkının tarihi ve önemli günleri ile Adığe kültürünün ünlü isimlerinin yıldönümü kutlamaları verilmektedir.

-Komitenin internet sitesi kuruldu. Sitede soydaşlarımızın yaşadıkları ülkelerin dillerinde gerekli enformasyon verilecek.

-“Dışarıdaki hemşehrilerle ilgili devlet politikasının uygulanmasında, yönetim organlarıyla cumhuriyetin medya temsilcileri arasındaki koordinasyon” konulu cumhuriyet gazeteciler ve medya temsilcileriyle toplantısı yapıldı.

-Ürdün’deki Adığe televizyonu Nart Tv ile ortak çalışma yapıyoruz, “Adığey Devlet Radyo ve Televizyon Kurumu” kanala kültür, spor ve gençliğe yönelik yayın desteği sağlıyor.

-Anavatana dönen soydaşlarımızla basın, devlet ve toplumsal yapı arasında olumlu bir tutum şekillenmesi, geri dönenlerin cumhuriyetin var olan yaşam tarzına uyum sağlamaları için “Anavatan topraklarında, geçmiş ve gelecek” konulu bir yarışma düzenledik.

-“Adığey ve hemşehrilerimiz” isimli bir broşür hazırlıyoruz, çalışmayı yapacak grubu oluşturduk, broşürün içeriği hazırlıyoruz.

-Komite ve diaspora toplumsal örgütleri daha çok bir araya gelerek, ortak çalışmalar yapma başladılar. 2009 yılı Ekim ayında Dünya Çerkes Birliği’nin 8. Kongresini birlikte Maykop’ta düzenlemiş olmamız buna güzel bir örnektir. DÇB Başkanını bize teşekkür yazısı göndermişti. Komite AC Başkanını İsrail’den gelen Adığelerle görüştürdü, aynı şekilde AC Başbakanı diaspora Adığelerinin temsilcileri ile görüştü.

-Aralık ayı başında Moskova’da Dünya Hemşehriler Kongresi yapıldı. Kongrede ne gibi kararlar alındı? Adığey devlet organları, Adığe(Çerkes) sivil toplum örgütleri kongreye katıldılar mı?

-Geleneksel olarak, dünya hemşehriler günü organizatörlerinin davetleri doğrultusunda, AC devlet organları ve Adığe toplumsal örgütleri temsilcileri DÇB çatısı altında kongreye katıldılar. DÇB Rusya’nın dışarıdaki hemşehrilerle ilişki kuran örgütün resmi ortağıdır.

Kongreye RF Devlet Başkanı Medvedev, RF Hükümet üyeleri ve 88 ülkeden 500 delege katıldı. Kongrenin sonuç bildirgesinde yer alan ve Federasyon birimlerine 2010 yılında gerçekleştirmeleri tavsiye edilen temel çalışmalar:

-RF içindeki ulusal cumhuriyetlerin yöneticilerine dışarıdaki ulusal toplulukların temsilcileri ile görüşmeleri için destek verilmesi, diasporada yaşayan soydaşlara bölgesel programlar oluşturulması için bölgesel bütçeden %0,05 ödenek ayrılmasını,

-2010 yılı sonuna kadar Federasyon birimlerinin icra organları içinde yapısal bölümlerin oluşturulması, hemşehriler ile çalışmadan sorumlu genel idare komisyonlarının uyumlu hale getirilmesi, bunların çalışmalarında Rusya Dışişleri bakanlığının bölge yetkililerinin de katılımının sağlanması.

-2010 yılında yapılacak Dünya Hemşehriler Konferansına önem verilmesi, diasporada yaşayan soydaşları destekleyen bölgesel programlar desteğinin arttırılması ve hemşehrilere yardım sağlanması için yapılan çalışmaları gösteren, sergi ve sunumların düzenlenmesi,

-Federasyon cumhuriyetleri soydaşlarına (hemşehrilerine) yapılacak yardıma yönelik, Moskova’da “Moskova şehri devlet organlarının dışarıdaki hemşehrilere desteği üzerine” konulu23 Eylül 2009’da çıkarılan yasa benzeri kararlar alınması,

-Rusya Anayasası çerçevesinde federal birimlerin, dış ülkelerin idari oluşumlarıyla yaptıkları anlaşmaların ilerletilmesi, öncelikli olarak onların büyük topluluklar halinde yaşadıkları ülkelere destek verilmesi,

-Rusya hemşehrilerinin(yurttaşlarının) diaspora kurulları ile doğrudan ilişkiler kurmaları, bunun yanı sıra hemşehrilerin uluslar arası sivil toplum örgütleriyle ortak çalışmalar yapılması,

Bütün bunlardan hareketle aşağıdaki görevler öne çıkıyor:

-Hemşehrilerin Rusça ve Rusya’da yaşayan halkların dillerinde genel eğitim almaları için imkanlar ve kotaların arttırılmasıyla etkin bir şekilde uğraşılması, bunun yanında orta ve yüksek eğitim alabilmeleri için bölgelerde mastır, doktora okulları ve bilimsel araştırma enstitülerinden yararlanmalarının genişletilmesine çalışılmalı;

-Hemşehrilerimizin içinde bulunduğu Yabancı firmalarla bölgesel işletmelerin ilişkilerinin genişletilmesi ve ortak firma ve kurumların kurulmasına destek verilmeli;

-Hemşerilerin gönüllü dönüşleri devlet programının uygulanması çerçevesinde, federasyon birimlerinde federasyon birimlerinin ihtiyaçlarını dikkate alarak hukuki, sosyo-ekonomik, kurumsal ve enformasyon şartlarının oluşturulması, onların normal hayata adaptasyonlarını, yeni yaşam yerlerinde iş sağlanması;

-Hemşehrilerin Uluslararası forumlarında Rus bölge yöneticilerinin geniş bir şekilde temsil edilmelerinin sağlanması ve forumlardaki ilgili tematik bölümlere katılımlarının sağlanması.

Yakın dönemde (2. Dünya Savaşı) 65. Zafer yıl dönümüne yönelik kutlama etkinliklerinin hazırlığı öncelik kazanmaktadır.

Büyük öneme sahip bu ilkeler Dünya Hemşehriler Konferansında gündeme getirildiler, bugünkü çalışmalarda izlediğimiz yolda budur. Bu ilkeler “Diasporada yaşayan hemşehriler ile ilişkilerin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi ”konulu cumhuriyet hedef programı çerçevesinde uygulanıyor.

-Diaspora ile ilişkilerin güçlendirmek için 2010 yılında Komite ne gibi çalışmalar yapmayı hedefliyor?

-Öğrencilerimiz ve akran gençlerin iyice tanışıp kaynaşmaları için, bu yıl soydaşımız büyük bir grup genci Adığe Cumhuriyetine davet etmeyi amaçlıyoruz. Ayrıca yaz aylarında kültür ve eğitime yönelik etkinlikler düzenleyeceğiz.

RF’ndaki üniversitelere başvuru dilekçelerinin kabul edilmesi için federal organlarla her türlü ilişkiye girmeye hazırız. Burada Adığey’in yanında, diasporadan gelen gençlerin komşumuz Krasnodar kray üniversitelerinde okumak istediklerini de belirtmek istiyorum.

Türkiye’de Adığe Cumhuriyeti kültür günleri düzenlenmesi planlamaktadır. Zaferin 65. Yıldönümüne yönelik etkinlik hazırlıkları da yapıyoruz. Soydaşlarımıza cumhuriyetimizde yaşayanların 2. Dünya Savaşına yaptıkları katkıları anlatacağız.

Haber alışverişini daha da arttıracağız, diasporada yaşayan soydaşlarımızı yeni olaylar hakkında bilgilendireceğiz, bunda internet teknolojisinden yararlanacağız. Ürdün’de yayın yapan Nart Tv dünya üzerindeki Adığeler tarafından izleniyor, onunla olan dostluğumuzu geliştireceğiz. Adığe edebiyat dergisi “Zekhoşnıgh” da soydaşlarımızın yazılarını yayınlayacağız. Komitenin sitesinde soydaşlarımız sorularına cevaplar bulabilecekler.

Adığey’de düzenlediğimiz uluslar arası gazeteciler festivaline diasporada yaşayan soydaşımız gazetecileri davet edeceğiz.

Brant’e Kazbek
Adığe Makh, 20 Ocak 2010

Komite İletişim Adresi: kompech3@mail.ru

30 Ocak 2010
Cherkessia.net

Şununla etiketlendi:, , ,

Maykop’ta Adıge düğünü için özel alan

Posted in Genel Haberler by arikbasi on 01/02/2010

Maykop/Ajans Kafkas – Adıgey Cumhuriyeti’nin başkenti Maykop’un merkezindeki bir meydanda geleneksel Adıge düğününün polis tarafından engellenmesinin ardından gelen tepkiler üzerine topluca dans gösterilerinin yapılması için özel yer tahsis edildi.

Bundan sonra bu tür toplu etkinlikler devlet filarmoni binası önünde belirlenen alanda yapılacak. Adıgey Kültür Bakanı Gazi Çemso, yer tahsisiyle ilgili kararı geleneklerin korunması ve kentin farklı bölgelerinde ‘Adıge düğünü’ organize eden gençlere kendilerini ifade edebilme imkanı sunulması için alındığını söyledi. Bakan bununla kentte toplum etkinliklerin düzene sokulmasını ve güvenliğin etkili şekilde sağlanmasını umduğunu belirtti.

Çemso “Adıge düğünü, milli gelenek ve görenekler hakkında bilgiler barındıran çok güzel ve ilginç dans hareketidir. Ve filarmoni önündeki alan hem Adıge düğünü, hem diğer kültürel toplu faaliyetlerin yapılması için ideal bir alan. Filarmoni meydanı şehrin merkezinde, kısa bir süre önce tadilattan geçirildi ve yakın bir zamanda ek aydınlatmaları yapılacak” dedi.

 Çemso, meydanın çoktandır kültürler arası diyalog için kullanıldığını, bundan sonra da meydanın Adıgey’de yaşayan tüm milletlerin faaliyetlerinin yapılması için kullanılacağını belirtti.

http://www.ajanskafkas.com/haber,23457,maykopta_adige_dugunu_icin_ozel_alan.htm

Şununla etiketlendi:, , ,

Tut Zaur Adige Wored MP3

Posted in Mp3 Program MultiMedia Kategorisi by arikbasi on 29/01/2010

 

Dinlemek için üzerine Tıklayın , Kaydetmek için sağ tuş ”hedefi farklı kaydet”

 Tut Zaur

  TUT ZAUR 01.mp3 

 TUT ZAUR 02.mp3

 TUT ZAUR 03.mp3

 TUT ZAUR 04.mp3

 TUT ZAUR 05.mp3

 TUT ZAUR 06.mp3

 TUT ZAUR 07.mp3

 TUT ZAUR 08.mp3

Adıgeler Adıgey için kaygılı

Posted in Genel Haberler by arikbasi on 27/01/2010

Maykop/Ajans Kafkas – Adıgey’in Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi’ne dahil edilmemesine ilaveten Rusya Federasyon Konseyi Başkanı Boris Grızlov’un kendi imkanlarıyla bütçesini oluşturamayan özerk bölgelerin feshedilmesi yönündeki çıkışı Adıgey’in feshedilebileceğine dair kuşkuları depreştirdi.

Adıgey ve Krasnodar’daki Adıge Khase temsilcileri dün Adıgey Devlet Başkanı Aslan Thakuşinov ile görüşüp endişelerini iletti.

Adıgey’in Krasnodar Kray’a bağlanması tehlikesine işaret eden heyet, Kafkasya’daki Çerkeslerin suni olarak farklı federal bölgelere dağılmasından rahatsız olduklarını anlattı. Heyet Adıgey’in Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi’ne katılması için çalışma yürütülmesi ve halk kongresi toplanması gerektiğini vurguladı. Thakuşinov ise Adıgey’in sosyo-ekonomik alandaki gelişmelerle sakin ve istikrarlı bir bölge olarak varlığını koruduğunu, Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi’ne dahil edilmemesinde de bunun etkili olduğunu savundu. Devlet başkanı halk kongresinin toplanmasını zamansız bulduğunu söylese de buna karar vermenin toplumun işi olduğunu belirtti.

Görüşmenin ardından bir değerlendirme toplantısı yapan heyet, kongre önerisinin gündemde kalmasını kararlaştırdı. Halk kongresiyle ilgili karar için de genişletilmiş sivil toplum konseyinin toplanması gerekiyor. Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes’teki Adıge sivil toplum örgütleriyle bu konuda görüşmeler yapılması öngörüldü. Kongrenin ilkbaharda yapılabileceği ifade ediliyor.

Putin’den Kafkas Açılımı

Posted in Genel Haberler by arikbasi on 25/01/2010

Rusya Başbakanı Vladimir Putin, Kafkaslarda barış ve istikrarın kalıcı hale gelmesinin ekonomik kalkınma ve istihdamla mümkün olacağını söyledi.

Başbakan Putin, Rusya’nın yeni oluşturduğu sekizinci bölge ‘Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi’nin merkezi olarak kabul edilen Pyatigorsk şehrinde bölge liderleri ile bir araya geldi. Putin, yeni atanan Vali Aleksander Hloponin ve diğer liderlerden bölge ekonomisinin yeniden inşaasını, istihdam sağlanmasını ve yaşam koşullarının iyileştirilmesini istedi. Putin bu yönde ortaya konacak çalışmalarla bölgede barış ve istikrarın daha kalıcı hale gelebileceğini belirtti. Putin’e göre askeri yöntemler bu aşamada yetersiz kalabilir. Rusya başbakanı, “Haydutları kovduk. Bunu birlikte başardık. Birlikte kazandık ve barışı sağladık. Şimdi bir adım daha atma zamanı geldi. Özünde bu adım ilkinden daha kolay değil. Bölgede özel ekonomik bölgeler oluşturmalıyız. Yatırımcıları bu bölgeye çekmeliyiz. İnsanların yaşam koşullarını iyileştirmek zorundayız” dedi.

Yüksek orandaki işsizliğin hükümete güvenin azalmasına ve “ayrılıkçı gruplar” için de zemin oluşturduğuna dikkat çeken Putin, “Yeni istihdamların oluşturulması için yapılacak çalışmalar yaşamsal öneme sahip. Yeni projeler, küçük ve orta ölçekli işletmelerin teşvik edilmesi, bölgesel sanayi ve tarımda kalkınma ve altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi için çalışmalıyız.” tespitinde bulundu.

Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev de önceki gün gerçekleştirdiği Devlet Konseyi toplantısında Rusya’nın bölgesel politikalarında sorunlar olduğuna işaret etti. Bölge yöneticilerinden halkın tüm kesimlerini dikkate almaları ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için çalışmalarını isteyen Medvedev, Kuzey Kafkasya’daki yeni yapılanma ile ilgili bilgi verdi.

Çeçenistan, Dağıstan, İnguşetya, Karaçay Çerkes ve Kabardey Balkar gibi Müslüman Kafkas Cumhuriyetlerin bağlı olduğu yeni bölge çalışmalarına başladı. Hükümet ve Kremlin’den tam destek alan bölge valisi Hloponin, aynı zamanda Başbakan Yardımcısı olarak da görev yapacak.

Rusya’nın Kafkas bölgesindek, terör eylemleri henüz sonlandırılabilmiş değil. İki hafta önce Dağıstan’da polis merkezine gerçekleşen saldırıda 7 polis ölürken, 20 kadar polis de yaralandı. Ekonomik problemler de bölgede artarak devam ediyor. İnguşetya’da işsizlik yüzde 55′lere ulaşmış durumda. Uzmanlara göre, bölgede etkin olan aşiretler, resmi yönetim, ayrılıkçı gruplar ve Kremlin arasında denge kurmak zorunda kalacak Hloponin’in yeni görevi hayli zor olacak.

http://www.kafkasevi.com/index.php/news/detail/4329

Adıgey, Karaçay-Çerkesle birleşsin

Posted in Genel Haberler by arikbasi on 24/01/2010

Çerkesk/Ajans Kafkas – Rusya’nın Adıgey’i Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi içine almamasına tepki gösteren Karaçay-Çerkes Adıge Khase Gençlik Konseyi farklı bir öneride bulundu: Adıgey, Karaçay Çerkes’le birleştirilsin ve böylece Çerkes cumhuriyetlerden kopmamış olsun. Konsey, coğrafi olarak Krasnodar Kray içinde ada gibi kalan Adıgey’in Karaçay-Çerkes’le birleşebilmesi için de arada koridor vazifesi gören Mostov’un Adıgey’e verilmesini istedi.

Genç Adıge Khase diye de bilinen Adıge sivil örgütü Karaçay-Çerkes Adıge Khase Gençlik Konseyi, federal yönetimin Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi’ni oluşturma çabasına destek verse de üç cumhuriyete bölünmüş Çerkeslerin şimdide ayrı federal bölgelere dağıtılmasına karşı olduğunu vurguladı. Genç Adıge Khase yeni gelişmeyle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu bölgede problem var, çözmek lazım ve bu problemli bölgede sosyo-politik ve sosyo-ekonomik durumun iyileştirilmesine yardımcı olabilecek Kuzey Kafkasya cumhuriyetleri ve Stavropol Kray’ın ayrı federal bölgeler olarak ayrılmasını olumlu bir faktör olarak görüyoruz.

Ancak Çerkes (Adıge) cumhuriyetlerinin artık farklı federal bölgelerde bulunuyor olmasından dolayı endişeliyiz. Adıgey Cumhuriyeti, Kuzey Kafkasya Federal Bölgeye dahil edilmeyen tek Çerkes cumhuriyeti ve bunun bizi endişelendirmemesi mümkün değil. Biz Çerkesler (Adıgeler) yapay olarak üç cumhuriyete ayrıldık: Adıgey, Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar. Şimdi ise çeşitli federal bölgelere ayrıldık ve bunu kesinlikle kabul etmiyoruz. Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi’nin bölgesel yapısını protesto ediyoruz ve federal merkezden kararını yeniden incelemesini, özellikle de Adıgey’in Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi’ne dahil edilmesini incelemesini istiyoruz. Anlıyoruz, Adıgey Cumhuriyeti coğrafi olarak Krasnodar Kray içinde bulunuyor ve buna bağlı olarak Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi ile ilişkisi yok. Ancak biz bu problemin, Adıgey Cumhuriyeti’nin Karaçay-Çerkes ile birleştirilmesi yoluyla çözüleceğini düşünüyoruz, özellikle de Krasnodar Kray’ın Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti ile ve tabi iki Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi ile ortak sınırı olan Mostov bölgesinin Adıgey Cumhuriyeti’ne verilmesi yoluyla mümkün.

Bir kez daha yeni bir federal bölge oluşturulması gibi önemli kararı dolayısıyla federal merkezle dayanışmamızı ifade ediyoruz ve hiçbir şekilde bunun önemli bir karar olduğunu tartışmıyoruz. Ancak yukarıda ifade edildiği gibi, Adıgey’in Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi içinde yer almadan kararı pozitif olarak kabul edemeyiz. Adıgey Cumhuriyeti’nin Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi’ne dahil edilmesine bağlı bölgesel değişiklik yollarını müzakere etmeye ve dengeli diyaloga hazırız.”

http://www.ajanskafkas.com/haber,23411,8216adigey_karacaycerkesle_birlessin8217.htm

Sultan Uragan Adige Wored Video

Posted in Genel Adige Videolar by arikbasi on 24/01/2010

Adıgey’den diaspora bütçesi

Posted in Genel Haberler by arikbasi on 23/01/2010
Maykop/Ajans Kafkas – Adıgey Cumhuriyeti, diaspora ile ilişkileri geliştirmeye yönelik çalışmalar için bu yıl bütçeden 3.7 milyon ruble ayırdı.
Milli İşler, Yurttaşlarla ve Medya ile İlişkiler Komitesi Başkanı Vyaçeslav Jaçemukh, Rusya hükümetinin 2008 tarihli kararına bağlı olarak Adıgey’de ‘yabancı ülkelerdeki yurttaşlarla ilişkilerin sağlamlaştırılması ve geliştirilmesiyle’ ilgili 2009-2011 senelerini kapsayan bir programın kabul edildiğini hatırlatarak “Bu yıl devlet bütçesinden 3 milyon 714 bin ruble harcanacak” dedi.
Jaçemukh, Adıgey’in daha önce Adıge diasporasında milli-kültürel merkezlerle ilişkileri desteklediğini, diasporanın yaşadığı ülkelerde dil ve kültürün korunmasına yönelik faaliyetlere katılımı sağladığını ve ekonomik ilişkilerin tesis edildiğini belirterek “Programın kabul edilmesiyle Adıgey Cumhuriyeti’nin Adıge diasporası ile ilişkileri farklı bir düzeye yükseldi” diye konuştu. Jaçemukh’a göre programın amacı, yabancı ülkelerde yaşayan yurttaşlarla kültürel, eğitsel, ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin yanı sıra diasporanın örgütlenmesine destek olmak.

http://www.ajanskafkas.com/haber,23402,adigey8217den_diaspora_butcesi.htm

Çerkesler yeni bölgenin sınırlarını reddediyor

Posted in Genel Haberler by arikbasi on 23/01/2010

Nalçik/Ajans Kafkas – Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes ve Abhazya’da Çerkes (Adıge) sivil örgütler, Adıgey ve Krashodar’ı dışarıda tutan yeni Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi’nin sınırlarını protesto etti.

Kabardey-Balkar Çerkes Kongresi Başkanı R.M. Keşev, Karaçay-Çerkes Çerkes Kongresi Başkanı K.H. Kik ve Abhazya Adıge Khase Başkanı A. B. Beştoyev, Adıge halkının farklı federal bölgelere ayrılmasının kesinlikle kabul edilemeyeceğini açıkladı.

Ortak açıklamada “Rusya İmparatorluğu’nun Çerkesya’ya karşı savaşı (1763-1864) ve takip eden soykırım sonucunda Kafkasya’da Çerkes nüfusunun sadece yüzde 5’i kaldı.

 

 

Soykırımın devamı aynı ad ve dile sahip olmasına rağmen dört ‘halka’ ayrıldığı Sovyet tasnifi ile devam etti: ‘Adıgey’, ‘Kabardey’, ‘Şapsığ’ ve ‘Çerkes’” denildi.

Üç sivil örgütün tepkisi şöyle sürdü: “Kafkasya Çerkesleri tarihi vatanlarında yaşarken Sovyet döneminde idari olarak üçünde yerli halkın yaşadığı, Rusya Federasyonu’nun altı bölgesi ile sınırlandırıldılar. Krasnodar Kray ve Adıgey Cumhuriyeti’nin (Batı Çerkesya tarihi bölgesi) yer almadığı Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi’nin kurulması Çerkes halkının tarihi vatanında ayrılması konusundaki kötü politikanın devamıdır.”

 http://www.ajanskafkas.com/haber,23401,cerkesler_yeni_bolgenin_sinirlarini_reddediyor.htm

Adıgey güneyde kalmaktan memnun

Posted in Genel Haberler by arikbasi on 20/01/2010

Maykop/Ajans Kafkas – Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev’in başında güçlü bir vali olmak üzere Kuzey Kafkasya Federal Bölge oluştururken Adıgey’i dışarıda tutması Maykop’ta memnuniyetle karşılandı.

Adıgey Devlet Başkanı Aslan Thakuşinov “Adıgey Cumhuriyeti’nin Güney Federal Bölge yapısında kalmış olması bölgede durumun güvenli ve istikrarlı olarak kaldığının göstergesidir” değerlendirmesini yaptı.
Thakuşinov “Eminim ki, bu gerçek potansiyel yatırımcıların dikkatinden kaçmayacaktır” diye ekledi. Adıgey lideri Kuzey Kafkasya Federal Bölge valisi olarak Krasnoyarsk Valisi Aleksandr Hloponin’in tercih edilmesini de “Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerinin milli problemlerinin çözülmesinde ekonomik metotların öncelikli olacağını gösteriyor. Bununla birlikte Rusya başbakan yardımcılığı rütbesinde yeni temsilcinin Kuzey Kafkasya bölgelerinin kriminal durum, işsizlik ve ağır sosyo-ekonomik duruma bağlı problemlerin çözümü konusunda yeterli yetkisi olacak” diye yorumladı. Hloponin hem Medvedev’in Kuzey Kafkasya temsilcisi hem de Rusya başbakan yardımcısı sıfatıyla bölgeden sorumlu olacak. Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi’ne Dağıstan, Çeçenya, İnguşetya, Karaçay-Çerkes, Kabardey-Balkar, Kuzey Osetya cumhuriyetleri ve Stavropol bölgesi dahil olurken Adıgey ve Kalmukya cumhuriyetleri ile Krasnodar, Astrahan, Rostov ve Volgograd bölgeleri Güney Federal Bölge’de kaldı.

Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi Kuruldu

Posted in Genel Haberler by arikbasi on 20/01/2010

Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi kurulma kararnamesi bugün RF Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev tarafından imzalandı.

Kuzey Kafkasya Federal Bölgesinde RF Devlet Başkanı temsilcisi olarak ve Başbakan Yardımcısı statüsüyle Aleksandır Hloponin atandı.
RF devlet Başkanı Dmitriy Medvedev, Aleksandr Hloponin ile yaptığı görüşmede, federal bölgeler statüsünü değiştirdiğini söyledi.

Güney Rusya Federal bölgesinde bulunan Dağıstan Cumhuriyeti, İnguş Cumhuriyeti, Kabardey-Balkar Cumhuriyeti, Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti, Kuzey Osetya-Alanya Cumhuriyeti, Çeçen Cumhuriyeti ve Stavropol eyaleti ayrılarak, Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi oluşturuldu. Federal Bölgenin başkenti Pyatigorsk olacak.

Devlet Başkanının imzaladığı ikinci kararname ise Aleksandr Hloponin’in Krasnoyarsk eyaleti valiliğinden istifa ettirilerek RF Başbakan yardımcısı olarak görev verilmesi.

Yeni federal bölge valisi Aleksandr Hloponin, eşi benzeri görülmemiş uygulamayla özel yetkilerle donatılacak.

Gelişmeler Çerkesya’da kaygıyla karşılandı. Adıge Xaselerin acil toplantıya çağrılması bekleniyor.

Adıge Cumhuriyeti’nin Krasnodar eyaletiyle birlikte Kuzey Kafkasya Federal Bölgesine alınmamaları bölgede gerilim yaratacağa benziyor.

19 Ocak 2010
Cherkessia.net

Şununla etiketlendi:, , ,

Abhazya’da turist olmak / Fehim Taştekin

Posted in Genel by arikbasi on 18/01/2010

Her seferinde Abhazya’nın güzelim turistik bölgelerini gezemeden Türkiye’ye dönmenin acı burukluğu var içimde. Bu kez gazetecilik koşuşturmasının Rıtsa’yı, Novi Afon mağarasını ve manastırı ziyaret etmeme mani olmaması için kararlıyım. Son günüm herkese kapalı, Devlet Başkanı Sergey Bagapş bile olsa kimse için bu turistik günümü feda etmeye niyetim yok.

Akşamdan bizi gezdirecek kişiyi de ayarlıyoruz; Khırbi Şangulya. Üç yıl önce 10 bin dolara satın aldığı 97 model Mitsubishi 4*4 arazi aracıyla bizi gün boyu gezdirecek, son derece beyefendi, son derece aydın bir turist rehberi. Bırakın pazarlığı ne kadara bizi gezdireceğini utana sıkıla soruyoruz; Sadece Benzin parasına diyor. “Olur mu canım” diyoruz ve felekten bir gün çaldığımız bir günlük gezintinin sonunda benzin parasıyla elbette yetinmiyoruz.

Esasen avukat ve iktisatçı. Ama hiç avukatlık yapmamış. Nedeni temiz ve dürüst kalma çabası. Kuşkusuz mahkemelerde rüşvet yedirmeden dava kazanmanın mümkün olmadığı eski Sovyet coğrafyasında Khırbi gibi kendi zihinsel dünyasıyla barışık yaşamak isteyenlerin böylesi tercihlerine sadece saygı duyulur. Özgürce rehberlik yapmak onun için mutluluk yolu: “Bu şekilde yaşamımı kazanmayı seçtim. İnsanları mutlu ediyorum, ben de mutlu oluyorum.”

Saat sekizde Sohum’dan yola çıkacağız. Daha yarım saatim var ve otelin yakınındaki pazarı kol açan ediyorum, Abhazya’ya özgü bir şeyler alabilmek için. Burası Sohum’un batı kesiminde bir semt. Diğer kesimlerine göre daha mütevazi. Birçok bölgeye otobüs ve minibüslerin kalktığı bir yer. Birkaç sokağa yayılmış sabit pazar daha yeni kuruluyor, hızlı turluyorum, gözlerim kurutulmuş meyveler ve isli peynir arıyor. Ama henüz aradığımı bulabileceğim dükkan ya da tezgahlar açılmış değil. Geri dönüyorum. Khırbi son derece dakik, vaktinde geliyor. İlk durak Rusya sınırına doğru giderken Sohum’dan 25 km ötede Novi Afon. Görkemli tarihi manastırın olduğu yüksekliğe tırmanıyoruz, henüz açık değil. Saat 10’u beklemek gerekiyor. Oyalanmak için arka taraftan kestirme bir yoldan aşağıya inip küçük 55 yılında Abhazya’ya gelen ve 107’de ölen Kenanlı Aziz Simon Zealot gömülü olduğu kilise ve yanındaki şelaleyi seyre koyuluyoruz.

Ardından Abhaz krallarının konukladığı ve Araplarla çetin savaşlara sahne olmuş dördüncü yüzyıllardan kalma Anakopia kalesine tırmanıyoruz. Tam da manastıra nazır İverski dağının tepesinde. Yolun yarısından sonra araç trafiğine kapalı. Ama kış olması nedeniyle taşlı yolu kesen zincir indirilmiş. Hiç gerek yokken tehlikeli virajlardan tepeye tırmanıyoruz. Khırbi ilk kez araçla geçtiğini söylüyor. Her bir virajı ancak birkaç manevra ile dönebiliyoruz. Bazı virajlarda araçlar geri kayıp uçuruma yuvarlanmasınlar diye kocaman ağaç gövdeleri konulmuş. Bu yolu araçla tırmanmak hakikaten okkalı yürek gerektiriyor. Üstelik yol St.Petersburglu uzmanların 2007’de başlatıp 2009’da bitirdiği kaledeki restorasyon çalışmalarına paralel olarak derli toplu hale getirilmiş. Sonunda sağ-salim 345 metredeki zirvedeyiz, Khırbi ise gururlu! Tepeden Karadeniz sahili enfes gözüküyor, manzara büyülü. Manastır tam soldan karşı yakada. Güneş bulutlar arasından su üzerinde ışık gösterisi yaparcasına yükseliyor. Sularda açıklarda konuşlanmış iki Rus savaş gemisi dışında deniz aracı gözükmüyor. Manzaranın kuzey tarafında Kafkas sıradağları uzanıyor. Tepeleri karlı ve puslu. Khırbi, Trabzon lehçesiyle öğrendiği kıt kanaat Türkçesiyle sıradağlar arasında tepesi fesi andıran dağı işaret edip ‘Adı Osmanlı Fesi’ diyor. İverski’nin zirvesine kurulmuş bu kalenin içindeki su kuyusu ise ‘Bunun kaynağı ne ola ki’ dedirttiriyor. Kalenin içerisi bir nevi Hıristiyan mabedi gibi… Dua edilebilen İsa’nın resimleriyle süslü küçük iki bölmede yiyecek, içecek ve mumlar, bir de ziyaretçi defteri var. Kaledeki mimari 437 ve 554 yıllarında Arap işgalleriyle tahrip olmuş. Dağdan inip bu kez manastırın yolunu tutuyoruz. Abhazya’nın işgalinin ardından Rus keşişlerin Aziz Simon’un hatırası için 1874’te yaptırdığı manastır, Abhazya’ya uygulanan ambargo yüzünden yıllarca bakımsızlıktan dökülmüş. Restorasyon çalışmaları ise Rusya yardımıyla yeni başlamış. Dış cephede iskeleler kurulu ama duvar resimleri bir hayli dökülmüş içerde şimdilik bir icraat yok. Birkaç mümin kadın ayakta dua ediyor. Kilise Abhazya’nın Rusya tarafından tanınmasının ardından Eylül 2009’da Gürcistan patriğine rest çekmesiyle gündeme gelmişti. Abhaz Patriği Vissarion Apiliaa, Gürcistan Kilisesi’ne karşı bağımsızlıklarını ilan etmişti. Kilise ziyaretinin ardından Novi Afon mağarasını geçmekti derdimiz. Ama bireysel olarak mağaraya girmek mümkün değil. Ancak grup halinde olursak mağarayı açabilirlermiş. Saat 12.00’de Rusya’dan bir turist kafilesi gelecek ve tek şansımız onlar. Daha 45 dakikamız var, beklemek için sahile inip kuğulu gölün ortasındaki kafede laflıyoruz. Kafede Türk kahvesi ısmarlıyoruz, ama berbat, Sohum’da Agop’un kahvesine rahmet okutuyor. Ama kahve işin bahane tarafında… Khırbi muhalif. Bagapş yönetimine ilişkin bir dizi eleştiri sıralıyor: “Tüm kamu kuruluşlarına akrabalarını yerleştirdi. Raul Hacımba başbakanken bunu yapmadı, daha dürüst davrandı. Bugün Abhazya’da 35 bin iş gücünden 28 bini memur. Ruslar parayı kesince ne olacak? Ülke bütçesini 7 bin kişi besliyor. Bunu artırmaya yönelik gerçek bir proje yok. Bagapş lehine konuşanlar çok çünkü insanlar korkuyor, kimse gerçeği konuşmuyor.”

Khırbi için arkasından gidilebilecek tek önder Vladislav Ardzınba. Khırbi de her Abhaz gibi Ardzınba’nın 1999’daki Tiflis ziyaretinde zehirlendiğine inanıyor: “Ardzınba benim için tek cumhurbaşkanı. Onu Tiflis’te zehirlediler, tıpkı Nestor Lakoba gibi. İsrailli doktorlar Ardzınba’yı muayene ettiklerinde ‘Erkenden müdahale edebilseydik kurtarabilirdik.”

Geri dönüşçüler konusunda yerliler arasında dillendirilmeyen bir yadırgama haleti ruhiyesi olsa da Khırbi bu konuda daha milliyetçi: “Geri dönenler için ayrılan paraların daha akıllıca kullanılması gerekiyor. Dönenleri engellemek değil onlara yardım etmek gerekiyor. 10 yıldır burada yaşayanlara hala ‘dönüşçü’ deniliyor. Abaza Abaza’dır. Gelenlerin önünü açmak için bu bakış açısının terk edilmesi gerekiyor. Gelenler buraya yatırım yapıyorlar, istihdam alanları açıyorlar ve gelmek isteyen insanları da bu şekilde teşvik ediyorlar. Bu insanları desteklemek gerekiyor. İş kurmalarını kolaylaştırmak, iş güvenliği sağlamak gerekiyor yoksa insanları buraya çekemeyiz. Bir de gelenleri vasfına göre yerleştirmek şart. Şehirde uzmanlığından faydalanabileceğimiz insanları alıp köye, çiftçilik yapabilecek kişiyi şehre yerleştiriyoruz.” Khırbi’ye dönenlere ‘Türk’ yada ‘Türkiyeli’ diyen yerli Abhazların yanı sıra diğer halkların da tutumunu, kültürel uyumsuzlukları soruyorum, Khırbi yanıtlıyor:

“Burada Abhazlar elbette Abhazların gelmesi konusunda hem fikir. Tabi ki Ermeniler ve Rusların dönüş hareketinden hoşlanmasını beklemek yersiz. Ama bir problem çıkıyorsa da yerlilerle çıkıyor, onlarla değil. Ama dönüşçülerle yerliler arasında bir husumet asla yok.

Ben Türk ve Türkiyeli denmesinin de bir alışkanlıktan kaynaklandığını düşünüyorum. Bunu bir etiketleme olarak görmüyorum. Ama doğru bir ifade de değil.

Buradaki Abhaz gelenekleri gerçekten Rus ve Gürcü kültüründen etkilendi. Türkiye’dekiler ise geleneklerini daha fazla koruyabildi. Orijinal danslarımızı Türkiye’den gelenlerden öğreniyoruz. Mesela buradakiler çok içki içiyor ve bunu geleneğe dayandırıyorlar ama gelenekte böyle bir şey yok. Gelenlerle dil açısından da bir sorun yok. Dönüşçüler bilmedikleri kelimeler yerine Türkçe, buradakiler de Rusça kelimelere başvuruyor. Mesele dönüşçüler ‘araba’, biz ‘maşine’ diyoruz. Hâlbuki Abhazcada ‘araba’dan ‘atlı araba’ kast ediliyor.” Kuğulu gölde 45 dakika çok bir kahveyle bitiyor, zar zor mağaranın girişinde Rus turist kafilesine yetişiyoruz. Abhazya mağaralarda macera arayanlar için ayrıcalıklı bir yer. Çünkü dünyanın en derin mağarası Krubera burada, Gagra’da. 2004’te 7 ülkeden 56 dağcı Kafkas sıradağları üzerindeki mağaranın girişinden 2080 metre derinliğine yol alıp ‘dünyanın yeni dibi’ne inmişti. Ocak 2007’de Cave-X’den 26 kişilik bir ekip, Krubera’da 2170 metre derinliği görerek yeni bir dünya rekoru kırmıştı. Ağustos 2007’de ise Ukr.S.A. ekibi 2,191 metreye inmeyi başardı. Dünyanın en derin ilk 100 mağarasından 11’i Abhazya’da. Dünyanın ikinci, yedinci ve sekizinci mağarası da yine Abhazya’da. Novi Afon mağarası çok derin değil ama özel dizaynla gezme yolu inşa edildiği için turistik değeri yüksek.

Mağaraya giriş kişi başına 300 ruble, yaklaşık 10 dolar. Demir kapı açılıyor, önce birkaç dakika tren yolculuğu, ardından 1.5 km’lik gezinti başlıyor. Yaşlı bir Abhaz kadın rehberlik yapıyor. Önce adımlayacağımız bölümün ışıklarını yakıp Rusça olarak bilgi veriyor. Geçtiğimiz bölümün ışıklarını söndürüp bir sonraki bölümün şartellerini kaldırıyor. Her şartel başı bilgilendirme molası… Başarılı bir ışıklandırma ile mağaraya egzotik bir hava katılmış. Karanlığı bölen yeşil, kızıl ve mavi ışıklar süzülüyor. Sarkıt ve dikitlerin arkalarına yerleştirilmiş gizli ışık çubukları her birini taştan meşaleye çeviriyor. Mağarada altı büyük oda var. En büyüğü Gruziş Odası, 260m uzunluğunda, 75m genişliğinde ve 50m yüksekliğinde 114 bin 250 metreküplük bir oda. Bunlardan bir tanesi de çıplak sesle konser salonu olarak kullanılıyor. Rehber “İsteyen şarkı söyleyebilir” diyor, ama sesine güvenen çıkmıyor. Bunun yerine kasetten bir parça açıyor. Akustik inanılmaz, hoparlörsüz her köşeye ses yankılanmadan berrak bir şekilde gidiyor. Yolun sonunda sonradan açılmış bir tünel, mağara tadında dizayn edilmiş istasyona varıyor. Çeşitli hayvan figürlerinin fon olarak kullanıldığı lambalarla ışıklandırılmış tünelde yerin derinliklerinden uğuldayan güçlü ses minik trenden geliyor.

Çıkışta vakit geç demeden Ritsa’nın yolunu tutuyoruz. Ritsa Abhazya’nın görülmeden değerinin biçilemeyeceği efsane yerlerinden birisi. Bzıp nehri aşağı akıyor biz yukarı… Ritsa aynı zamanda milli park alanı. Yola kurulmuş barikatta kişi başına 250 ruble kesiliyor. Abhazya’ya en çok geliri getiren bariyer. Yazları en az 1 milyon insan bu kapıdan geçerken her biri 250 ruble veriyor. Bariyer değil darphane. Dimdik yükselen vadiden tırmanıyoruz, kah bulutların arasından geçiyoruz, kah üzerinden… Yükseldikçe manzara yer yer beyaz örtüye bürünüyor. Ilıman Karadeniz iklimi yerini karlı havaya bırakıyor. Yol kenarlarında vadiye yuvarlanmayalım diye yapılmış beton bariyerler ise Alman işi. İkinci Dünya Savaşı’nda Kafkasya’da esir düşen Almanları Ruslar anlaşılan burada da çalıştırmış. Nefes kesen manzara kapılarını tam da zirvede bir göle açıyor; Ritsa, rüyaların gölü. Göl kenarındaki lokanta ve kafeler kapalı. Issızlığı köpek sesleri bozuyor. Uzakta huni şeklindeki çatıda ocağı tüten bir mekân ‘gel’ diyor. Açık olan kapısından içeri kafamızı uzatıyoruz, ortada alevli ateş, etrafında avcılar. Kocaman kütüklerin yalazlandığı ocağın üzerinde tavandan zincirle sarkıtılmış yuvarlak demir ızgara ateşin abanmış. Üzerinde ise kurutulan et ve peynirler… Kafkasya’nın geleneksel ‘isli’ ürünleri, Abhazların aşumget dedikleri böylesine bir düzenekte duman üstü lezzetleniyor. Ahşaptan duvarlar tilkiden ayıya türlüsünden hayvan postlarıyla süslü. Kısa boylu ve geleneksel Abhaz şapkasıyla Boris İsmailoviç tebessümle “Hoş geldiniz” diyor. Mekânın sahibi, usta bir avcı. Köklerinin İran’a dayandığını söylüyor. “Sende tam Abhaz burnu var” diye köklerini yokluyorum, sonunda itiraf ediyor: “Babaannem Abhaz.” Eskiden iyi avcı olduğunu söyleyip ekliyor: “Şimdiki avcılar avın küçüğüne tenezzül etmiyor. Eskiden bizim için avın küçüğü de büyüğü de tanrının nimetiydi, küçük diye üzülmez onunla yetinirdik.” Yanında çalışan Abhaz genç maşayla ateşi karıştırıp harlıyor. Çevresinde güzelce ısınıyoruz…

Karnımız zil çalıyor. Hazırda ‘açeş’ yani peynirli pide var. Ama canımız et de istiyor. Ritsa’dan tutulmuş alabalık önerisine ‘hayır’ demek ne mümkün. Kütük üzerinde duran kapkara tavaya iki alabalık atan Abhaz genci, tavayı ateş üzerinde alevlendirip şovunu da eksik etmiyor. Masayı ise bir kadın hazırlıyor. Dumandan islenmiş tahta masaya kuruluyoruz: Açeş, yanında salata, domates ağırlıklı özel bir sos ve alabalık. Şimdiye kadar yediğim en lezzetli alabalık. Daha 2009 Nisanında Portekiz’de Kültür Bakanlığı’nın davetlisi olarak en iddialı balık lokantalarında gemici usulü ‘tuzlanmış’ balıklar dahil yediğim balıkların esamisi okunmaz Ritsa’nın alabalığının yanında… Çaya sıra gelince tam hayal kırıklığı; Bu güzelim ortamda ne semaver var, ne ateş üzerinde fokurdayan demlik. Gelen çay sallama… Serzenişte bulunuyorum, Boris gülümsüyor… Yüksekliği 3500 metreye varan dağlarla çevrili Ritsa’nın daha ilerisi de var, piknik yeri ve Joseph Stalin’in yaptırdığı daça en fazla merak ettiğim yerler ama hepsini keşfetmek için yazın gelmek gerek… Karda kışta geceye kalmadan sahille buluşmak için oyalanmadan elveda diyoruz Ritsa’ya… Yolun yarısında karanlık çöküyor.
….
Abhazya eve kapanmadan sokaklarında kareleyeceğim birkaç insan bulurum umuduyla kafeden erken çıkıp sahilin yolunu tutuyorum. Saat sekizi devireli çok olmamış ama dükkânlar çoktan kapanmış, sokaklarda tek tük insan var. 1992-1993 savaşından beri metruk binalar gündüzleri güzellikleriyle harabe taraflarını gizleseler de geceleri ışıksız olunca ürkütücü kisveye bürünüyor. Gerçi sokak lambaları heybetli ağaçların arasından süzülüyor ama yeterli değil. Ağaçlar sanki ışığı yutuyor. Kimi sokaklarsa hakikaten karanlık, direkler ışık saçmıyor. Elektriksizlikten değil. Abhazya elektrik zengini, İngur santralinde üretilenin elektriğin yüzde 20’ini Soçi’ye yani Rusya’ya parayla satıyor. Yüzde 40’ıını Gürcistan’a veriyor, üstelik bedava. Geri kalanı da kendine fazlasıyla yetiyor. Ayrıca tüketim olmadığından beş tane atıl duran hidroelektrik santrali var. Sahile vardığımızda kullanılmayan büyük bir iskelenin yarısına kadar yürüyüp ışıklarla gerdanı andıran Sohum sahilinden birkaç kare alıyoruz. Yürüme parkuru bomboş. Kum üzerinde Türk kahvesi pişiren Agop’un yeri çoktan kapanmış. Rastladıklarım bir polis, bir lokantadan çıkan son birkaç müşteri, gecenin efendileri yani köpekler ve tabi aynı sahilden otele saptığımız aynı dönemeçte özgür atlar, kimsesiz. Ahenkle ve dostça yürüyorlar… Kafası atmış bir delikanlı durup sigara istiyor; her yer kapalı, bulamamış bir türlü. Tiryaki olmak zor. Ermeni’ymiş. Bu gecede muhabbet ağımıza düşen tek adam, fırsat bu ya “Bu atlar neyin nesi” diye soruyorum, okkalı bir küfür sallayıp hükmü veriyor: “Başıboş bunlar, vuracaksın hepsini.” Son zamanlarda bu atları toplayıp Rus kentlerinde mezbahalara satanlar da türemiş. Abhaz kültüründe ise atın yeri büyük. Hayri Kutarba’ya göre Abhazcada ‘banyo yapmak’ kelimesi ‘atı yıkamak’ anlamına da geliyor. ‘Atta insan kanı var’ sözü bu toplumun hafızasındaki özel yerine işaret ediyor. Issız gecede yürüyüş eski Inturist’in, yeni adıyla İnter Sohum Oteli’nin önünde son buluyor.

http://www.ajanskafkas.com/haber,23360,abhazyada_turist_olmak.htm

Şununla etiketlendi:, , ,

Nalmes Diaspora Video

Posted in Genel by arikbasi on 17/01/2010

more about "Nalmes Diaspora Video ", posted with vodpod

‘Çerkez’ Türkçe isim değil mi?- Can DÜNDAR/ Milliyet

Posted in Genel Haberler by arikbasi on 16/01/2010

Can Dündar
“Mustafa” belgeselini Ankara yakınlarındaki Gökçehüyük köyünde çekmiştik.
Gölbaşı yakınlarında, ufka uzanan bozkırda kurulu, güzel bir köydü.
Gökçehüyüklüler, Mustafa Kemal’in Ankara’da karşılanması sahnesinde de gönüllü rol almışlardı.

Onlara bir gönül borcum vardı; ödeyebilmem için bir fırsat doğdu. Çünkü bir dertlerini paylaştılar benimle:
Değiştirilen isimlerini geri istiyorlar.
* * *
Gökçehüyüklülerin Çerkez dedeleri Rusya Federasyonu içindeki Adıge Cumhuriyeti’nden 19. yüzyılın sonlarında Türkiye’ye göç etmişler.
Osmanlı idaresi onları şimdi Gölbaşı ilçesine bağlı olan toprağa yerleştirmiş.
İskân edildikleri köyün adını “Çerkezhüyük” koymuşlar.
Bu isimle 80 yıl yaşamışlar.
Sonra her ne olduysa olmuş, devlet, 1961’de köyün adını değiştirivermiş.
“Çerkezhüyük” gitmiş, “Gökçehüyük” gelmiş.
* * *
50 yıl da böyle gelmişler.
Açılım rüzgârları esip de herkes eski kimliğinin, değiştirilmiş isminin, yenmiş hakkının peşine düşünce Gökçehüyük Çerkezleri de eski isimlerini almak istemişler.
Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında İller İdaresi Genel Müdürlüğü’ne başvurmuşlar.
“Biz niye Çerkez iken Gökçe olduk?” diye sormuşlar.
İki hafta sonra şu cevap gelmiş:
“Kayıtlarımızda yapılan inceleme sonucu, adınızın İçişleri Bakanlığı’nın 28 Eylül 1961 tarihli toplu onayıyla Gökçehüyük olarak değiştirildiği anlaşılmıştır.”
* * *
İyi de niye?
Yılmamış Gökçehüyüklüler:
“Şu ‘toplu onay’ı bi gönderin de bakalım” demişler.
İller İdaresi 1961’de çıkarılan bülteni göndermiş.
Bültenin üstünde “Ankara iline bağlı, yabancı ad taşıyan köylerin ad değişikliği” yazıyormuş.
“Yabancı ad” mı?
“Çerkez” mi yabancı?
Çerkezcede Çerkeze “Çerkez” denmiyor ki…
Çerkezin Çerkezcede karşılığı “Adıge”…
“Adıgehüyük” olsa yabancı denebilirdi belki… Ama “Çerkez” nasıl yabancı sayılır?
Üşenmeyip bu kez Türk Dil Kurumu’na yazmışlar.
“’Çerkez’, yabancı bir sözcük müdür?” diye sormuşlar.
Üç gün sonra şu cevap gelmiş:
“Kurumumuz tarafından hazırlanan Güncel Türkçe Sözlük’e göre ‘Çerkez’ sözü Türkçe kökenli bir özel ad olup ‘Kafkasya’da yaşayan bir boy ve bu boydan olan kimse’ anlamında kullanılmaktadır.”
* * *
Bunun üzerine İçişleri Bakanlığı’na bir dilekçe yazmış Gökçehüyüklüler:
Bütün yazışmaları ve TDK’nın görüşünü de ekleyip, “Köyümüzün isminde yapılan değişikliğin gerekçesi doğru değildir. Yanlışlığın giderilerek köyümüze adının iadesini arz ederiz” demişler.
* * *
Şimdi top İçişleri Bakanlığı’nda…
Dedim ya, açılım rüzgârı esti bir kez; herkes verilmemiş hakkının, geri alınmış isminin, unutturulmuş kimliğinin peşine düştü.
Sadece uzak Kürt köyleri değil, başkentin kıyısındaki Çerkez köyleri de özünü arıyor, hakkını, hukukunu soruyor.
Bakalım hükümet kendi estirdiği bu rüzgâra dayanabilecek mi?

http://www.milliyet.com.tr/-cerkez-turkce-isim-degil-mi-/can-dundar/guncel/yazardetay/16.01.2010/1186614/?ver=16

Miyazawa Eiji:“Adığelerle birlikte olduğumda kendimi Adığe hissediyorum.”

Posted in Genel by arikbasi on 16/01/2010

Eiji Miyazawa ve Haşepıge Zamireş

Adığelerle ilgili çok şey duydum. Köylüler bana Türkiye’ye nasıl sürgün edildiklerini, çektikleri eziyetleri, birçok ülkede dağınık halde yaşadıklarını, ata yurtlarının özlemi içinde azınlık hayatı sürdürdüklerini anlattılar.

Adığelere ilişkin haberler, giysileri, silahları, at binişleri, gelenekleri ile anavatanın sınırlarını aşarak uzaklara yayıldı. Bu, eskiden beri böyle süregeldi. Klaprot Genrih-Yulius, De Bess Jan-Şarl, Spencer Edmond, Gerber Yioyann, Pallas Pert-Simon gibi yazarlar, değişik zamanlarda Çerkeslerin arasında yaşayarak Tanrının Çerkeslere akıl ve sert mizaç bahşetmesini ve onların komşu halklara örnek olmalarını konu alan yazılar yazdılar. Bitsen Nikolas, Ommar de Gel, Teby de Marini gibiler de gelenek ve giyim-kuşam konularında Kaberdeylerin herkesten daha önde olduklarını, adiye kadınlarının dünyanın en güzelleri arasında yer aldıklarını söylediler.

Bu günlerde Kabartay-Balkar Cumhuriyeti’nde bulunan Japon bilim adamı Miyazawa Eiji’nin geliş amacına baktığımızda, bulunduğumuz dönemde de bu tür bakış açılarının değişmediğinin örneklerini görebiliriz. Adığelerle olan ilişkisi hakkında söyleşi yapmaya gittiğimde Japon gencinin Çerkesçe bilmesi beni çok şaşırttı. (hem okuma hem de yazma biliyor) Ancak, anadilimizi Japonca, İngilizce ve Türkçe kadar akıcı kullanamadığından, 1992 yılında Türkiye’den dönerek Kabardey Balkar’da yaşamaya başlayan Ferruh Şık bize tercümanlık yaptı.

- Eiji, öncelikle, kendini bize tanıtır mısın?

- Ben Nagane’de doğdum, Japonum. Tokyo’da bulunan Kraliyet Üniversitesi Filoloji Fakültesi’nin İngilizce Bölümü’nü bitirdim. Daha sonra mesleğimi başka yerlerde ilerlettim. Doktoramı, Londra’da sosyal antropoloji alanında 2004’de tamamlamadım. (bunları bize Çerkesce anlattı)

- Bu çalışmanı Adığeler üzerine yapma fikri nereden çıktı? Bu işi nasıl kotardın?

- Bir toplum seçerek antropoloji alanında derinlemesine araştırma yapmam gerektiğinden, Türklerin kökenini, geçmişini ve yaşantısını incelemek amacıyla 1994 yılında Türkiye’ye gittim. Ben ve eşim Kayseri’deki üniversitenin Japonca Bölümü’ne davet edildik ve iki yıl süreyle orada çalıştık.

…Adığelerle ilgili çalışmalarım ilginç bir şekilde başladı. Bir tatil günü balık tutmak amacıyla Pınarbaşı ilçesine gitmiştim. Orada, Örenşehir (Kundatey) köyünden Şeraffettin Siğum ile tanıştım. Adığe genci beni evlerine davet etti ve birbirimizi daha yakından tanıma imkanı bulduk. Arkadaşları yanımıza gelince kendi aralarında ilginç bir lisanla konuşmaya başladılar. Ben o sırada Türkçeyi iyi öğrendiğimden, konuşulanın farklı bir dil olduğunu anladım. Ondan sonra Adığelerle ilgili çok şey duydum. Köylüler bana Türkiye’ye nasıl sürgün edildiklerini, çektikleri eziyetleri, birçok ülkede dağınık halde yaşadıklarını, ata yurtlarının özlemi içinde azınlık hayatı sürdürdüklerini anlattılar. O sırada, çalışmalarımı bu ilginç halk üzerine yönlendirmeye karar verdim.

Adıgelerın durumlarını ve yaşamlarını araştırmaya başlayınca, bu toplumun sahip olduğu manevi güçü ve akılcılığı hayretle gördüm.

- Eiji, çalışmalarında karşılaştığın hususlara daha ayrıntılı olarak değinir misin?

- Çalışmamda azınlık olarak yaşayan Adığeleri ele aldım. Onların yaşamlarını ve geleneklerini Türkiye’de faaliyet gösteren Adığe derneklerinde öğrendim. Dillerini öğrenerek, yaşam felsefelerini anlamaya çalışarak ve çalışmalarımda kullanabileceğim belgeleri toplayarak aralarında iki yıl yaşadım.

Ankara, İstanbul ve Kayseri’de yaşayanlarla ve köylerdeki yaşlılarla görüştüm, kendilerinin bildiklerini, atalarından duyduklarını anlattırdım.

Çalışmalarımda, Adığelerin etkinliklerine bağlı törenlerini, akraba-dost ilişkilerini ve benzeri hususları derinlemesine analiz ettim. Adığelerde çok ilginç şeyler gördüm. Gurur verici birçok iyi işler başardıklarında bile, kendileriyle övünen bir toplum olmadıklarını konuşma tarzlarından anlarsınız. Sert mizaçlı bu yiğit insanlara yönelik öğrenmem gereken daha çok şey olduğunu her zaman söylerim.

Adığelerın durumlarını ve yaşamlarını araştırmaya başlayınca, bu toplumun sahip olduğu manevi gücü ve akılcılığı hayretle gördüm. Azınlık hayatı yaşamalarına rağmen, kendi dünyalarını yaratabilmiş olmaları buna bir kanıttır. Birkaç defa içinde bulunduğum, her yıl yapılmakta olan Adığe festivali etkinlikleri bile bunu görmek için yeterlidir. Soykırım savaşı uygulanarak yurdunu terketmek zorunda bırakılan halktan Türkiye’ye gelenler, morallerini bozmadan 150 yıldır dillerini ve geleneklerini korumayı başarabildiler. Bunu nasıl yapabildiklerini, ülkenin ekonomik ve sosyal yapısını da dikkate alarak araştırdım.

- Adığelerin gelenekleri ve yaşam tarzları, değişik zamanlarda birçok ülkeden gelen gezginler, bilim insanları ve araştırmacılar tarafından yazılmıştır. Onları nasıl değerlendiriyorsun? Adığelerle Japonlar arasında bir benzerlik görüyor musun?

- Adığelerle birlikte çalışırken hiçbir zorluk çekmedim. Çünkü, düşünce olarak da, ahlak olarak da birçok bakımdan Japonlarla benzeştiklerini düşünüyorum. Halklarımızın geleneklerinin bazıları örtüşüyor. Örneğin, bir grup insan bir arada otururken yaşlı-genç ayırımına dikkat edilmesi gereği benim için yeni değildir. Bu yanımla ben bir “Adığe genci”yim. (gülüyor)

Japonlarla Adığeler birçok bakımdan benzeşseler de, Adığe geleneklerinin çok daha katı olduğunu gördüm. Kendi yerlerini ve değerlerini bilerek gelenek ve göreneklerini yaşayan, büyüklerine çok değer veren halklarımız bu yönleriyle birbirine yakın durmaktadır.

- Nalçık’a geliş amacın, 2004 yılında tamamladığın çalışmanı daha da yaygınlaştırmak olsa gerek…

- Kuşkusuz. Çünkü, Kabardey’e gelmeden çalışmalarım bitmiş sayılmazdı. Bu benim ilk çalışmam. Şu anda bildiğim Adığeceyi daha da geliştirirsem, Rusca’yı da öğrenirsem ancak o zaman anlamlı araştırmalar yapabileceğim. Bunlar olmadan işim bitmeyecektir. Bu konudaki çalışmalarım aylar alacak…

- Eiji, araştırmalarını bir kitap halinde görebilecek miyiz?

- İlk amacım budur. Doktora tezimi azınlık olarak yaşayan Adığelere ayırmıştım. Bundan sonra da, ata yurdunda kalanlar hakkında yazmayı arzu ediyorum. Alınyazısı yabancı bir ülke olan insanların önsezilerini ve yaşam tarzlarını öğrenerek aralarında iki yılımı geçirdim. Şimdi de büyük bir milletin düşünce biçimini, yaşam tarzını buna katmak istiyorum. Daha sonra da hepsini bir kitapta toplayacağım.

- Eiji, Rusya’ya bu ilk gelişin mi? Nalçık sende nasıl bir izlenim yarattı?

- Rusya’ya ilk gelişim. Nalçık’ta bulunup da onu beğenmeyen olmamıştır. Yabancı bir ülkeye giderken ister-istemez endişeleniyorsun. Ancak, burada yaşayan insanların samimiyeti, temiz yüreği, temiz ruhu endişelerimi yok etti. Sokaklarında yüzü aydınlık dolaşan insanların sayesinde, bilmediğin bu şehirde yalnız kalsan bile, aradığını bulmakta hiç zorluk çekmiyorsun. Arazinin zenginliği, yeşilliğin bolluğu müthiş. İlgimi çok çekenlerden birisi de cep telefonlarının değişik Adığe müzikleriyle çalıyor olması. Bu benim için yeni bir şeydi.

Çalışmalarımı kolaylaştıran, aradığım belgeleri bulmamda yardımcı olan ve konuları açıklığa kavuşturan Kabartay Balkar’ın bilimadamı Tay Hazeşe ile Kodzoko Anatole’ye teşekkür ediyorum.

Psıne Dergisi 8. Sayı
Söyleşiyi Yapan : Haşepıge Zamireş / Nalçık
Adığeceden Çeviren : Muvaffak Temel
www.kafkasfederasyonu.org

http://www.kafkasfederasyonu.org/dokuman/psine_eyci_miyazave.htm

ABHAZ FEDERASYONU HAKKINDA DEKLARASYON

Posted in Genel Haberler by arikbasi on 15/01/2010

Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi’nin öncülüğünde başlatılan ayrı federasyon kurma girişimi, 3 Ocak 2010 Pazar günü Hendek’te yapılan genişletilmiş bölge toplantısında değerlendirildi. Hendek Kafkas Kültür Derneği’nin çağrısı ile yapılan toplantıya bölge derneklerinin yöneticileri, kanaat önderleri, sivil insiyatif grupları ve gençlik gruplarının sözcüleri olmak üzere 95 temsilci katıldı. Bir sonraki toplantının, Türkiye’deki tüm Kafkas dernekleri yöneticilerinin, kanaat önderlerinin ve gençlik temsilcilerinin katılımıyla 17 Ocak Pazar günü saat 14:00’de Sakarya Kafkas Kültür Derneği’nin ev sahipliğinde yapılmasına; tüm bu gelişmelerin Abhazya’daki ilgili kişi ve kurumlara duyurulmasına, Sakarya toplantısı sonunda, güncel konu ve sorunlarla ilgili Abhazya Cumhuriyeti yetkilileri ile görüşmeler yapmak üzere heyet seçilmesine karar verildi.

Oy birliği ile kabul edilen sonuç bildirgesi:

1. Hendek Kafkas Kültür Derneği’mizin, Sakarya, Kocaeli ve Eskişehir derneklerimizin de katılımı ile yaptığı 16 Aralık 2009 tarihli “Ayrı federasyona, bölünmeye hayır” başlıklı çağrısı toplumumuzun büyük çoğunluğunca benimsenerek desteklenmiştir. Bu çağrıda belirtilen görüş ve düşünceleri teyidle; toplumumuz, bugünkü koşullarda ayrı federasyon kurma girişimini bölünmeye ve diaspora gücünü zayıflatmaya hizmet eden marjinal bir hareket olarak görmüş ve reddetmiştir.

2. Ayrı federasyon oluşumuna öncülük edenlerle, derneklerimizde ve diğer platformlarda müteaddit defalar yapılan görüşmelerde, toplumsal dayanışmaya, birlik ve beraberliğe zarar veren bu girişimden vazgeçmeleri yönündeki samimi önerilerimize rağmen, toplumu manipule etmeye, dikte ve dayatma yoluyla görüşlerini empoze etme çalışmalarını hayretle ve esefle karşılamaktayız. Toplumumuzun büyük çoğunluğu tarafından reddedilen bu girişimi hala ısrarla, inatla ve hırsla sürdürmeye çalışanların bu davranışının altındaki mantığı anlaşılır bulamamaktayız.

3. Ayrı federasyon girişimine öncülük edenler, bu girişimin Abhazya tarafından da desteklendiğini iddia ederek kafa karışıklığı yaratmak istemektedir. Bu iddianın asılsız olduğu teyid edilmiştir. Zira diasporanın bölünmesi, parçalanması Abhazya’nın isteyeceği son arzudur. Abhazya’nın diasporadan isteği birliktir ve birliğin sağladığı siyasi güçtür. Diasporadan Abhazya’ya daha fazla insan, iş ve sermaye gücü akışının sağlanmasıdır. Diasporanın bölünmesi, parçalanması olsa olsa Gürcistan’ın işine yarayacaktır.

4. Ayrı federasyon oluşumuna öncülük edenlerin izanına ve vicdanına son kez sesleniyoruz: Toplumda daha fazla tahribata neden olmadan, gerilimi daha da tırmandırmadan bu girişimden vazgeçmelisiniz! Toplumumuz ve kurumlarımız üzerinde tahakküm kurma hevesinden vazgeçmelisiniz! Toplumumuzu bölerek diaspora gücünü zayıflatmanın Abhazya’ya zarar vereceğini unutmamalısınız!

5. Uzun yıllardan beri, ‘seçimli genel kurullar düzenleyerek güven tazelemeyen’, bugün ayrı federasyon girişimine önayak olan Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi üyeleri; toplumsal dayanışmayı ,bütünleşmeyi baltalayan eylem ve söylemleriyle topluma ve Abhazya davasına zarar veren bir odak haline gelmişlerdir. Komite bu haliyle toplumumuzu ve Abhazya davasını temsil etmemektedir. Bundan böyle, tüzüğünde öngörüldüğü üzere seçimli genel kurulla kendini yenileyinceye ve toplumla yeniden bütünleşinceye kadar Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi’ni tanımayacağımızı, desteklemeyeceğimizi ve hiçbir çalışmasına katılmayacağımızı ilan ediyoruz! Kafkas Abhazya Dayanışma Komitesine; bugünkü yapısıyla Türkiye’deki Abhaz’ları temsil edemeyeceği cihetle, ‘komite’ sıfatıyla hiçbir etkinlikte bulunmamasını önemle tavsiye diyoruz.

Hendek Kafkas Kültür Derneği-Sakarya Kafkas Kültür Derneği – Kocaeli Kafkas Kültür Derneği – Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği – Düzce Kuzey Kafkas Kültür Derneği – Bozüyük Kuzey Kafkas Kültür Derneği – Apsuvara.com – Abhazya’nın Dostları İnisiyatifi – Ahakuytra Gençlik Grubu

http://news.circassiandiaspora.com/2010/01/06/3-ocak-2010-hendek-toplantisi-sonuc-bildirisi/#more-982

Şununla etiketlendi:, , ,

Adıgey yönetiminden sürgün anıtı için söz

Posted in Genel Haberler by arikbasi on 15/01/2010

Maykop/Ajans Kafkas – Adıgey Devlet Başkanı Aslan Thakuşinov, geçen mayıstan beri parasızlıktan yapımı durdurulmuş Rusya-Kafkasya savaş kurbanları anısına düşünülen ‘Hatıra ve Birlik’ anıtının inşaatına el atıyor.

Thakuşinov devletin kasasından değil ama gerek kilisel gerek yönetimin diğer imkanlarını kullanarak anıtın tamamlanması için gerekenin yapılacağı sözü verdi.

Thakuşinov’la 29 Aralık 2009’da görüşen Adıge Khase temsilcileri yönetimin desteği olmadan anıtın yapılamayacağını vurgulayıp yardım istedi. Hapay görüşmede devlet başkanının kararıyla anıt için yer ayrıldığını ve inşaat çalışmalarının başlaması için 1 milyon ruble ayrıldığını, bu paranın anıtını temeli için kullanıldığını ve daha sonra inşaatın durduğunu kaydetti.

Adıgey Khase temsilcileri anıtın inşasına sponsorlar bulmaya hazır olduklarını, ancak yönetimin aktif desteği olmadan bu projeyi gerçekleştirmenin mümkün olmadığını belirtti. Anıt inşası için 53 milyon rubleye ihtiyaç var. Thakuşinov da görüşmede, sivil toplum adamlarının da bu konunun çözümü için daha aktif çalışmaları gerektiğini belirtti.

Thakuşinov “Adıge Khase neden kaynak toplanması için bir vakıf kurmasın? Anıt ile ilgili mesele çoktandır çözülemiyor. Yer olmadığı söyleniyordu. Biz bu konuyu çözdük, yer ayırdık, proje tasarısı hazır. Adıge diasporasından maddi yardımda bulunacaklardan söz ediliyordu. Ama kim gerçekten para toplamakla ilgileniyor? Ben de kendi paramı vermeye hazırım, ama vakıf veya banka bilgilerinin oluşturulmasını bekliyorum” dedi. Thakuşinov anıt inşasına devlet bütçesinden yardımda bulunmanın bu sene mümkün olmadığını belirtti. Buna rağmen ülke yönetiminin anıt projesinin gerçekleştirilmesi için elinden geleni yapmaya hazır olduğunu ifade etti.

Görüşme sonrası Hapay özel hesap numarası açıldığını belirterek “Bir çok kişi anıt projesinin gerçekleştirilmesine yardım etmeye hazır, kimisi teknik araç, kimisi malzeme, kimisi işçi vermeye hazır. Biz hesabı özel açtık, sadece anıt için para toplamaya özel. Bu konu gündeme geldiği ilk günden beri, henüz Khase başkanı değilken de devlet başkanı ile görüştük. Her zaman emin olduğum bir şey vardı ki o da bu tür şeyler devletin işi ve devlet toplumu destek şeklinde buna katılmalı” dedi.

Hapay devlet başkanı ile yaptıkları son görüşmede karşılıklı anlayışa ulaştıklarını belirterek “Elbette anıt inşaatını anma gününe kadar bitirebileceğimiz şüpheli. Ancak söyleyebilirim ki, anıt inşa edilecek ve hiç kimse onu reddedemeyecek” dedi. Sivil hareket Adıge Khase Başkanı Arambi Hapay, bu konuda Thakuşinov’la anlaşma sağladıklarını belirterek “Yönetimin katılımı olmadan anıtı yapmak mümkün değil. Anıtın çok iyi bir yerde inşa edilmesi öngörülüyor; cami, filarmoni, Milli Müze, Dostluk meydanı yakınında, iki mahalle sonra Lenin meydanı. Anıtın en güzel yere inşası düşünülüyor. Böyle bir anıt Kuzey Kafkasya’da bildiğim kadarıyla yok” diye konuştu.

“Tarihi anavatanda anıtın anlamı Adıgeler için büyük, çünkü halk dağılmış durumda ve büyük kısmı daha başka yerlerde yaşıyor” diye ekleyen Hapay bu dağılmışlığı karşı birlikteliği öne çıkaran yuva şeklindeki anıt projesinin yarışmada üç defa kazandığını hatırlattı.

Bu anıt Adıgey’de çoktandır konuşuluyor. İnşa edileceği yere üzerinde ‘Yas ve Anma Günü’ yazılı bir taş dikildi, 21 Mayıs anma günleri orada düzenleniyor. KU/ÖZ/FT

http://www.ajanskafkas.com/haber,23338,adigey_yonetiminden_surgun_aniti_icin_soz.htm

Şununla etiketlendi:, , ,